“Hiçbir ayna, tekrar demir olmadı. Hiçbir ekmek dönüp de yeniden buğday olmadı. Hiçbir üzüm tekrar koruk hâline dönmedi.
Piş ve olgunlaş, yani iyice yan ki, bozulmaktan kurtul!”

1 Ağustos 2011 Pazartesi

beden ruhun avuçlarının içinde....

         
Yolculuk bilinmeze doğrudur.
Geceler sıralandıkça bilinmeze biraz daha yaklaşılır.
İlahî kaynaktan  alınan ilhamla tapınaklardan
bereketli çeşmeler akmaya başlar:
          Bu ay
          Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı;
          'Bilinmez'i bilirler, bilseler ağlamayı...
                        (Necip Fazıl Kısakürek)

Şeriatta - Tarikatta Oruç

Şeriatın orucu; gündüz olunca, yemekten, içmekten beri durmak
ve meşru münasebeti terktir.
Tarikatın orucu, gece gündüz, bütün duyguları cümle haramdan korumaktır.
Kötü, akla uymayan şeyleri zahirde olduğu gibi batında da terktir.
Anlattığımız hareketlerin biri yapıldığı takdirde oruç batıl olur.
Şeriat orucu muvakkattir.
Fakat, tarikat orucu ebedidir; ömür boyunca devam eder.
Asıl oruç budur.
Çünkü Peygamber S.A. efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurur :
'Birçok oruç tutanlar vardır ki, tuttuğu orucun, yalnız açlığı
ve susuzluğu yanına kalır.'Dolayısı ile birçok oruçlular, iftar eder
ve birçok iftar edenler, de oruçlu durur..
Yani, duygularını kötülüğe kaymaktan korur.
İnsanlara eliyle, diliyle eza etmez..
Allah-ü Teâla'nın:'Oruç benim içindir, mükâfatını ben veririm.'
Diye tarif ettiği oruç budur.
Bu yüce orucu tutanlar için Peygamber S.A. efendimiz de şöyle buyurur:
'Oruçlunun iki sevinci vardır; biri iftar anında; öbürü de görüş anında...'
Şeriat ehli bu Hadis-i Şerifi tefsir ederken der ki: -
İftar'dan maksat, gün battığı zaman, yemeğe başlanmasıdır.
Görüşten murad ise, bayram hilâlinin görünmesidir.
Allah (c.c.) fazlı, keremi ile, bize bu orucu ve bu sevinci ihsan eylesin...
Tarikat ehli der ki :İftardan murad,
cennetteki nimetleri yemek için oraya girmektir.
Görüşten murad ise, sır gözü ile açıktan Allah-ü Teâla'ya nazardır
Allah, cümlemize nasib eylesin.
Bu oruçlardan başka bir de hakikat orucu vardır; o da kalbi,
Allah'ın zatından gayrına tapmaktan almaktır.
Sır âleminde onun sevgisinden gayrını müşahede etmemektir.
Çünkü insan, onun için yaratılmıştır. Bunu, o bize haber verir:

'İnsan benim sırrım, ben de onun sırrıyım.'
Sır Allah-ü Teâla'dan bir nurdur; ondan gayrına meyli sevmez.
Onun için Allah'tan başka sevgili, rağbet edilecek kimse ve matlup
bu âlemde olamaz; âhirette de olamaz.
Kalbe; Allah sevgisinden başkası girince, hakikat orucu bozulur.
Onu yeniden kaza etmek gerekir.
Tekrar onun sevgisine dünya ve âhirette ermeyi ve kavuşmayı
arzulamaya dönmek icâb eder. Çünkü, Allah-ü Teâla buyurdu:

« Oruç benim içindir, ecrini ben veririm.»
                          (Gavsül Azam Abdülkadir Geylani Hz. Sırrül Esrar)
.............................................................................................   
“Kim bir Müslüman kardeşine iftar vakti yemek yedirirse,
onun sevabı kadar da kendisine sevap yazılır.
Yemek yedirdiği kimselerin sevabından da hiçbir şey eksilmez.”
                                               (hadis_i şerif) 
              
 Aziz Mahmud Hüdai Vakfı

2 yorum:

**lila** hand*craft* dedi ki...

Ne güzel bir paylaşım. Rabbim orucu kabul olanlardan, razı olduklarından eylesin inşaallah. Hayırlı Ramazanlar.

pınar dedi ki...

teşekkür ederim...
Rabbim cümlemizin oruçlarını kabul etsin inşaallah...